Biyografi

Şiir, onun için hiçbir zaman yalnızca bir dil meselesi olmadı. Resme duyduğu tutkudan — Duchamp’ın düşünceyi sanatın merkezine yerleştiren hamlesinden Rothko’nun sessiz renk alanlarına, Bosch’un tekinsiz evreninden Malevich’in radikal yalınlığına kadar — şiire taşınan temel soru hep aynı kaldı: Sanat, düşünmeyi nasıl mümkün kılar?

İlk kitabı Salınım (2020) bu sorunun sezgisel haliydi. Duygulanım (2022) ise o sezgilerin düşünce zeminine açıldığı andı. Bugün üzerinde çalıştığı yeni metinlerde bu arayış genişler: sanat tarihi, mitoloji, antropoloji, felsefe ve politik düşünce fragman estetiği içinde birbirine eklemlenir. Bu eklemlenme, görünür olanlar arasında yalnızca bağ kurmak değil birlikte düşünme olanağı yaratmak içindir.

Dada’nın rastlantısallığını olduğu gibi sahiplenmekten çok onun biçimsel stratejilerini eleştirel bir bilinçle yeniden işlevlendirme çabasındadır. Kolaj, montaj, semboller ve görsel çağrışımlar şiirinde yalnızca biçimsel tercihler değil düşüncenin işleyişini görünür kılan araçlardır.

Parçalanmışlık, kaotik bir etki üretmek için değil çelişkileri belirginleştiren, anlamı askıda tutan ve yeni ilişkiler kuran bir gerilim alanı oluşturmak için vardır.

Sanat, algının sınırlarını yerinden oynatan, belleği yeniden düzenleyen ve görünür olanın içindeki görünmeyeni açığa çıkaran yaratıcı bir eylemdir. Her yeni şiir, sanatın ne olduğuna verilmiş geçici bir cevaptır — bir sonraki şiir tarafından yeniden sorgulanmaya açıktır.