Okuma notları

Butoh, II. Dünya Savaşı sonrası Japonya'sında, 1950'lerin sonlarında Tatsumi Hijikata ve Kazuo Ohno'nun öncülüğünde ortaya çıkan avangard bir dans ve performans pratiğidir. Hareketin erken döneminde kullanılan Ankoku Butoh — "karanlığın dansı" — adlandırması, geleneksel dansın bedeni güzellik, uyum ve teknik yeterlilik üzerinden kuran anlayışlarına karşı; karanlık, grotesk, kırılgan ve dönüşebilir beden hâllerini araştıran radikal bir alan açtı. Bu alan boşlukta doğmadı: savaşın ve atom bombasının açtığı yıkım, Butoh'nun bedenle kurduğu ilişkinin tarihsel zeminlerinden birini oluşturur.
Lucio Fontana tuvalin üzerine bir görüntü eklemek yerine onun yüzeyini keser. Resim, yalnızca üzerinde bir dünyanın temsil edildiği iki boyutlu bir yüzey olmaktan çıkar; kesikle birlikte kendi sınırını aşan, gerçek bir uzama açılan bir nesneye dönüşür.
Joan Miró'nun 1925 tarihli Stars in the Sexes of Snails ("Salyangozların Cinsel Organındaki Yıldızlar") adlı yapıtı, resim ile şiir arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir düşünme alanı açar. Miró'nun “Painting-Poem” olarak adlandırılan bu çalışması, düşsel imgelerin, organik biçimlerin ve yazısal işaretlerin birbirine geçtiği bir görsel alan kurar. Burada resim, tanınabilir nesnelerin dünyayı olduğu gibi temsil ettiği kapalı bir yüzey olmaktan çıkar; farklı imgelerin beklenmedik karşılaşmalarla yeni ilişkiler kurduğu bir alana dönüşür.
Ben Goya'yım!
43. levhada, başını masasının üzerine bırakmış uyuyan bir sanatçı figürü vardır; arkasından yarasalar, baykuşlar ve karanlık yaratıklar yükselir. Goya'nın başlığı: El sueño de la razón produce monstruos — “Aklın uykusu/rüyası canavarlar üretir.”
“Bir dikiş makinesi ile bir şemsiyenin bir teşrih masası üzerinde rastlantısal olarak bir araya gelmesi kadar güzel.”