Şiirler

dünyamızın sınırı dilin sınırında mıdır konuşan evimiz ardından grotesk fısıltıyla tin üstesinden gelinecek şey kuşku
toprağı soğumamış kederi, gün ışığına teyelleyen rüzgâra aydınlığa avuç su tutan dillere
yaşantıladıklarını renginden ayıran yağmur damlaları tazeler çiçeğin yüzünü
şiir ve gerçekliğin arası nasıldır değişik bir gerçeklik ortaya çıkaran kübizmi biliyorum
alnındaki süsleri çıkarıp soyunuyor körpe kadın ilk çıplak kalışı değildi, ilk hâli de değildi bu
bir çizgi diğerinin üstüne geçer renk darbesinde şiir keşfinde açığa çıkar nebulalar
saç tellerinden dökülen kan örümcek ağına takılan güneş çürüyen zaman mı tüm "zamanlarda" hür