yaşantıladıklarını renginden ayıran yağmur damlaları
tazeler çiçeğin yüzünü
kalbine,
derin sularına kavuşurcasına tomurcuğu
çatlamış dudak şehvetinin gizli vuruşuyla küçücük yer açar
toprakta
ve bir sonraki yeri için birikmeyi bekler toparlayan öz, damla
önceki yeriyle arasına bir iğne dikişi kadar kapama yapar
birleşmeye değin aynı etkileşim devam eder
derinine
sahranın iniltilerinde
gizlenen şey neydi neyin geçiciliği
dağınık yamalarla turkuaz gök
dağ kargalarına ayna tutuyorum
kök topluyorum,
yapraksız ağaçta bir nal
menderes çizen suyun kenarında iskemlem
ötede ölülerin kalbini tartıyor Anubis
tabutta ateş böcekleri
tel çitlerden atlatılmış gün, renkler
yağmurun altında resim yapıyor bir ressam
kanlı bir peçeyle dünyayı yeniden hayal ediyor
ağaca asılı tabloları izleyen gelincik ve sincaplar
uçurumun yanık izleri açılan kapı imgesi
lirik katarsis, patikalar
geriye açılacak geçmiş
ölü düşü üzerinden yıkayacak gün ışığı
yoksa beklemeye kimin gücü yeter
anlamsız parçalar, döküntü ve boşluklar ne olacaktı
Dadacılığın sınanan anlatım olanakları mıydı bu