renklerin sınırı var mıdır


(Duygulanım‘dan)

yaşantıladıklarını renginden ayıran yağmur damlaları tazeler çiçeğin yüzünü kalbine, derin sularına kavuşurcasına tomurcuğu çatlamış dudak şehvetinin gizli vuruşuyla küçücük yer açar toprakta ve bir sonraki yeri için birikmeyi bekler toparlayan öz, damla önceki yeriyle arasına bir iğne dikişi kadar kapama yapar birleşmeye değin aynı etkileşim devam eder derinine sahranın iniltilerinde gizlenen şey neydi neyin geçiciliği dağınık yamalarla turkuaz gök dağ kargalarına ayna tutuyorum kök topluyorum, yapraksız ağaçta bir nal menderes çizen suyun kenarında iskemlem ötede ölülerin kalbini tartıyor Anubis tabutta ateş böcekleri tel çitlerden atlatılmış gün, renkler yağmurun altında resim yapıyor bir ressam kanlı bir peçeyle dünyayı yeniden hayal ediyor ağaca asılı tabloları izleyen gelincik ve sincaplar uçurumun yanık izleri açılan kapı imgesi lirik katarsis, patikalar geriye açılacak geçmiş ölü düşü üzerinden yıkayacak gün ışığı yoksa beklemeye kimin gücü yeter anlamsız parçalar, döküntü ve boşluklar ne olacaktı Dadacılığın sınanan anlatım olanakları mıydı bu

İlişkili Kenar Titreşimleri

İlişkili Okuma Notları