karşılaşma 4

Joan Mirò, 146. Painting-Poem (“étoiles en des sexes d’escargot”), 1925

İlgili şiirler

toprağı soğumamış kederi, gün ışığına teyelleyen rüzgâra aydınlığa avuç su tutan dillere

İlgili Okuma Notları

Joan Miró’nun 1925 tarihli Stars in the Sexes of Snails (“Salyangozların Cinsel Organındaki Yıldızlar”) adlı yapıtı, resim ile şiir arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir düşünme alanı açar. Miró’nun “Painting-Poem” olarak adlandırılan bu çalışması, düşsel ve otomatik imgelerin, organik biçimlerin ve yazısal işaretlerin birbirine geçtiği bir görsel alan kurar. Burada resim, tanınabilir nesnelerin dünyayı olduğu gibi temsil ettiği kapalı bir yüzey olmaktan çıkar; farklı imgelerin beklenmedik karşılaşmalarla yeni ilişkiler kurduğu bir alana dönüşür.

Miró’nun amacı bir salyangoz çizmek ya da yıldızı sabit bir sembol olarak açıklamak değildir. Aksine, tanınabilir şeyleri alışıldık bağlamlarından kopararak onları yeni bir görsel ilişki alanına sokar. “Yıldız” ile “salyangoz” arasında geleneksel temsil mantığında kurulamayacak bir ilişki ortaya çıkar. Böylece imge, bir nesnenin açıklaması olmaktan uzaklaşır; düşüncenin, düş gücünün ve bilinçdışının sıçrayabileceği bir başlangıç noktasına dönüşür.

Bu nedenle Miró’nun “Painting-Poem”i ile “asamblaj şiir” ifadesi arasında doğrudan bir poetik akrabalık kurulabilir. Miró resmi şiire yaklaştırırken, şiir resimsel bir montaja yaklaşır. Her iki durumda da mesele yalnızca farklı parçaları yan yana getirmek değildir; ilk bakışta birbirine ait görünmeyen şeylerin karşılaşmasından yeni bir algı ve düşünme imkânı doğmasıdır. Bir sarı çiçek, bir sanat yapıtı, bir mit, bir beden ya da bir yıldız, şiirin içinde kendi sabit anlamını korumak yerine başka imgelerle karşılaşarak dönüşür.

“Yosun Kaplı Çığlık”ta Miró’nun ardından Brâncuși’nin Sonsuz Sütun‘unun belirmesi de bu nedenle rastlantısal bir sanat tarihi göndermesi değildir. İmgeler, şiirin içinde birbirlerine eklemlenerek yeni bir görsel ve düşünsel kompozisyon oluştururlar. “gözümde gömülü ayrıntıların bir eklektiği” ve ardından gelen “yaşamın bir ânı asamblaj şiir” ifadesi, bu oluşumun kendisini adlandırır: Şiir, birbirinden uzak görünen parçaların bir araya gelmesiyle tamamlanmış bir bütün kurmaktan çok, karşılaşmaların geçici olarak yeni ilişkiler ürettiği bir alan hâline gelir.

Miró’nun resminde şiire yaklaşan resim ile şiirde resme yaklaşan montaj böylece aynı yerde buluşur: imgenin henüz anlama dönüşmediği o geçiş anında.