karşılaşma 7

Lucio Fontana, Concetto spaziale, Attese (Uzamsal Kavram, Beklentiler), 1959.

İlgili şiirler

şiir ve gerçekliğin arası nasıldır değişik bir gerçeklik ortaya çıkaran kübizmi biliyorum

İlgili Okuma Notları

Lucio Fontana tuvalin üzerine bir görüntü eklemek yerine onun yüzeyini keser. Resim yalnızca üzerinde bir dünyanın temsil edildiği iki boyutlu bir yüzey olmaktan çıkar; kesikle birlikte kendi sınırını aşan gerçek bir uzama açılan bir nesneye dönüşür.

Fontana’nın Tagli serisinde mesele yıkım değil, aşmadır. Tuvali öldürmez; tuvalin ötesini açar. Kesiğin önemi yüzeyi yararak başka bir uzama açmasındadır. Resmin maddesinde gerçekleşen bu olay, izleyiciyi artık yalnızca resmedilmiş bir dünyaya değil, resmin açtığı boşluğa bakmaya yöneltir.

Bu boşluk basitçe yokluk değildir. Kesilmiş yüzeyin kıvrılan kenarları ve arkasındaki karanlık, boşluğu algılanabilir bir şeye dönüştürür. Görünmeyen, yüzeyde açılan gerçek bir aralık aracılığıyla görünürlük kazanır.

Şiirde de bu hareket başka bir biçimde karşılık bulur. Dil her zaman bir şeyi temsil etmek zorunda değildir; bazen anlamın yüzeyini keserek başka ilişkilere açılan bir yarık oluşturabilir. Sözcükler arasındaki aralıktan henüz adlandırılmamış başka bir şey sızabilir.

“Yanağımda Fontana kesiği” dizesi bu nedenle yalnızca bir sanat tarihi göndermesi değildir. Fontana’nın tuvale yaptığı müdahale, bedene taşınır ve bu dönüşüm, kesiği salt bir yara metaforuna indirgemez. Dizenin devamında “kilit altında tutulmuş bedenim / gövdemden yükselen kökler damar damar” ifadeleriyle beden artık kapalı bir organizma değildir: kendi sınırlarından taşan, içinden kökler yükselen, yüzeyi yarılarak başka bir oluşa açılan bir mekâna dönüşür.

Fontana tuvali keserek resmi yok etmedi; yüzeyin ötesine geçmek için onu açtı. “Yanağımda Fontana kesiği” dizesinde ise bu hareket bedene dönüşür: kesi, bir yaranın görüntüsünden çok bedenin sınırını değiştiren bir olay hâline gelir.

Yalnızca yaralamaz, açar.