şiir ve gerçekliğin arası nasıldır
değişik bir gerçeklik ortaya çıkaran kübizmi biliyorum
dünyamızın sınırı dilin sınırında mıdır
konuşan evimiz ardından grotesk fısıltıyla tin
üstesinden gelinecek şey kuşku
toprağı soğumamış kederi, gün ışığına teyelleyen rüzgâra
aydınlığa avuç su tutan dillere
yaşantıladıklarını renginden ayıran yağmur damlaları
tazeler çiçeğin yüzünü
alnındaki süsleri çıkarıp soyunuyor körpe kadın
ilk çıplak kalışı değildi, ilk hâli de değildi bu
bir çizgi diğerinin üstüne geçer renk darbesinde
şiir keşfinde açığa çıkar nebulalar
saç tellerinden dökülen kan örümcek ağına takılan güneş
çürüyen zaman mı tüm "zamanlarda" hür
Valentin Zakharchenko'nun 1978 tarihli "Körler" tablosu, yalnızca başına gelen bir olay nedeniyle değil, bu olayın resmin anlamını geriye dönük olarak değiştirmesi nedeniyle dikkat çekici bir yapıta dönüşür. Yaklaşık dört metreye üç metre büyüklüğündeki tablo, atölyesinden taşınmak istendiğinde kapılardan ve pencerelerden geçemez. Yıllar boyunca sertleşen yağlıboya nedeniyle tuval sökülüp rulo hâline de getirilemez. Atölyenin penceresini genişletme önerisi reddedilince tablo iki parçaya kesilerek dışarı çıkarılır.
Ana Mendieta'nın Silueta serisinde beden, kendisini görünür kılmak için yalnızca ortaya çıkmaz; aynı zamanda kendisinden çekilerek bir iz bırakır. Serinin ilerleyen örneklerinde beden giderek ortadan çekilir ve onun yerine toprağa, taşa, kuma, suya ya da ateşe bırakılmış bir silüet kalır. Beden böylece temsil edilmekten çok, yokluğunun biçimini üretmeye başlar.
Dada’nın rastlantısallığına tamamen teslim olmaktan ziyade onun biçimsel stratejilerini eleştirel bir bilinçle yeniden işlevlendirmek.

Masafumi Sakamoto, Sankai Jutu’nun UNETSU – The Egg Stands out of Curiosity göstersinden bir kesit, 2018.
Butoh, II. Dünya Savaşı sonrası Japonya'sında, 1950'lerin sonlarında Tatsumi Hijikata ve Kazuo Ohno'nun öncülüğünde ortaya çıkan avangard bir dans ve performans pratiğidir. Hareketin erken döneminde kullanılan Ankoku Butoh — "karanlığın dansı" — adlandırması, geleneksel dansın bedeni güzellik, uyum ve teknik yeterlilik üzerinden kuran anlayışlarına karşı; karanlık, grotesk, kırılgan ve dönüşebilir beden hâllerini araştıran radikal bir alan açtı. Bu alan boşlukta doğmadı: savaşın ve atom bombasının açtığı yıkım, Butoh'nun bedenle kurduğu ilişkinin tarihsel zeminlerinden birini oluşturur.
Lucio Fontana tuvalin üzerine bir görüntü eklemek yerine onun yüzeyini keser. Resim, yalnızca üzerinde bir dünyanın temsil edildiği iki boyutlu bir yüzey olmaktan çıkar; kesikle birlikte kendi sınırını aşan, gerçek bir uzama açılan bir nesneye dönüşür.
Joan Miró'nun 1925 tarihli Stars in the Sexes of Snails ("Salyangozların Cinsel Organındaki Yıldızlar") adlı yapıtı, resim ile şiir arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir düşünme alanı açar. Miró'nun “Painting-Poem” olarak adlandırılan bu çalışması, düşsel imgelerin, organik biçimlerin ve yazısal işaretlerin birbirine geçtiği bir görsel alan kurar. Burada resim, tanınabilir nesnelerin dünyayı olduğu gibi temsil ettiği kapalı bir yüzey olmaktan çıkar; farklı imgelerin beklenmedik karşılaşmalarla yeni ilişkiler kurduğu bir alana dönüşür.
43. levhada, başını masasının üzerine bırakmış uyuyan bir sanatçı figürü vardır; arkasından yarasalar, baykuşlar ve karanlık yaratıklar yükselir. Goya'nın başlığı: El sueño de la razón produce monstruos — “Aklın uykusu/rüyası canavarlar üretir.”


